Merhabalar!

Bu yazımda size Martı Jonathan Livingston’dan söz edeceğim.

Bu kitabı başladığım gün, bir metrobüste bitirdim. Kapalı, yağmurlu bir gündü. Metrobüs yolculuklarım genelde Beylikdüzü’nden başladığı için ve en az 33 durak sürdüğü için çoğunlukla müzik dinleyerek uyurum. Bu sefer Mardin’den yanımda getirdiğim üç kitaptan biri olan Martı Jonathan Livingston ile çıkmıştım.

Kitabın garip bir ağırlığı var ki, sanırım uzay-zaman düzlemini bükerek bulunduğunuz noktada zamanın daha ağır akmasına neden oluyor. Çünkü kitabı okurken her sayfasında, okuduğum her cümle beni kendi hayatımdaki bir ana götürdü. Uzun uzun düşündüğüm, ama kitaptan da kopmadığım bir yolculuk oldu. Bu noktada kitapta kesinlikle bir Küçük Prens havası olduğunu söyleyebilirim. Basit bir çocuk masal kitabı gibi görünen, ama sizi boyundan büyük düşüncelere daldıran bir kitap. Bolca alıntı yapmak mümkün. Başıma bir şey gelmeyecekse şunu da eklemek isterim; okuyucunun düşüncelerini, duygularını yönetme konusunda Küçük Prens’ten çok daha başarılı oldu.

Jonathan Livingston adlı sıradışı martının, olmak istediği kişiyi bulma öyküsü olan bu kitap, çok uzun olmamakla birlikte yeni basımıyla birlikte eklenen son bölümüyle, fazlaca gönderme içeren bir kitap. Bizzat bizim hayatlarımıza gönderme yapıyor.

Fazla uzun bir hikaye değil, küçük bir kitap. Okumak isteyip alırsanız, bir yerde sizi bulursa, veya yeni bir hobi edinmek ister de kütüphaneleri kurcalarsanız, onu bulunca bir yolculukta okumanızı öneririm. Deniz kenarında da olabilir, bunu denemek isterdim.

“En doğru yasa bizi özgürlüğe götürecek olandır, başka hiçbir şey değil.”

Şarkıcı Yaşar Kurt‘un bu kitaptan etkilenerek yazdığı ve seslendirdiği “Martı” adlı bir şarkısı olduğunu da ekleyeyim, etkileyici sesiyle şu sözleri okuyor;

Küçük bir martı bu Jonathan, küçük bir martı o kadar.

Uçmak istiyordu Jonathan, uçmak istiyordu ama farklı.

Jonathan.. Bir gün çok yükseğe çıktı Jonathan,

Bulutlara değdi kanadı…

Ve kendini denize bıraktı…

Ve kendini bıraktı…

Bu kitabı bana hediye ederek Jonathan ile tanışmamı sağlayan Hamit Can Sayılgan‘a çok teşekkürler!

Kitabı okursanız, yorumlarınızı bekliyor olacağım. Keyifli okumalar, sevgiler.

 

Posted by Berfin Dağ

"Evren kadar atomdan oluşan ve evrende bir atom kadar olanım."

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir