Kadının yeri laboratuvarıdır!

Her ne kadar bilim insanları yaratıcılık konusu söz konusu olduğunda “psikolojik biseksüelliğin” ön planda olduğunu bulsalar da, insandaki yaratıcılığın ve entellektüel çabanın tarihi cinsiyet dengesizliği ile doludur – en çok da bilim camiasının. Bu problem kitapçılardaki bilim kitaplığında, TED Talks sahnesinde ya da fen fakültelerinde daha fazla kadına yer vererek kolay kolay çözülmez. Bu sorun ancak, küçük kızlarımızı bilim sahnesinde önemli yerleri doldurmaları için teşvik ederek, onlara rehber olarak çözülebilir. “Kız gibi” terimlerinin altına sığdırmaya çalışmayarak, kendilerinin farkında olmalarını ve bu gücü istedikleri gibi kullanmalarını sağlayarak çözülebilir. Başarının cinsiyete değil çabaya bağlı olduğunu, kendini “mutlu” ve “doğru yerde” hissetmenin en büyük başarı olduğunu öğreterek çözülebilir.

Burada Dünya’ya büyük katkılar yapmış çok değerli kadın bilim insanlarını sayıp, cinsiyetler arası bir yarış varmış da ben de o tabloda “kadın” başlığı altına atılan çizgilerin sayısını artırmaya çalışıyormuşum gibi davranmayacağım çünkü bildiğiniz üzere buna gerek yok. Kimse kimseye kadının çabasını, başarısını, önemini anlatmaya çalışmak gibi bir hataya düşmemeli çünkü aksi zaten iddia dahi edilemez. Aynı şekilde erkeklerin aslında çok da önemli canlılar olmadığını iddia eden popüler kültür feministlerinin yaptığı propagandadan yapmak gibi bir dalalete düşmeyeceğim. Burada konumuz, kız çocuklarının içindeki cevherin çevresi, ailesi tarafından bastırılıyor oluşu. Ya da genel olarak kız-erkek fark etmeden çocuklarınızı kendi kriterlerimize ve beğenilerinize uydurma çabanız yüzünden çocukların içindeki asıl arzuları ve hayalleri bastırıyor oluşunuz.

Dediğim gibi bu sadece kız çocuklarına yönelik bir konu değil fakat bugün kız çocuklarının etrafına örülen duvar üzerinde yürüyeceğiz.

Kız çocukları oyuncak bebekleri sevmek zorunda değil. (Ben çok severim.) Kız çocukları kız gibi(?) davranmak, kız gibi(?) giyinmek, kız gibi(?) konuşmak zorunda değil. Çünkü “kız gibi” diye bir şey yok. Kim koydu bu kriterleri? Nerede söylendi kızın nasıl, erkeğin nasıl olması ve nasıl yaşaması gerektiği, veya ne ile ilgilenmesi gerektiği? Bir kız çocuğu elbette arabalara ilgi duyabilir; evlere, bir şeyler inşa etmeye, bir şeyler tamir etmeye, boyamaya ve keşfetmeye ilgi duyabilir. Bunlar bir çocuk için dünyanın en doğal yönelimidir. Aynı şekilde kıyafetlere, çizmeye ve tasarlamaya, ya da matematiğe, müziğe, doğaya ilgi duyabilir. Bu geleceğini de şekillendirebilir, çünkü bu kendisinin bir BİREY olarak en büyük hakkıdır. Çünkü o sizden ayrı bir bireydir, zevkleri ve düşünceleri vardır. Çok ilginç bir şey söyleyeceğim, sizin çocuğunuz olmasına rağmen sizden farklı düşünebilir.

Çocuklarınız doğduktan sonra, ona ipler bağlayıp tüm ipleri de kendi ellerinize alacağınızı ve hatta bunun doğru olduğunu düşünürsünüz. Ne verirseniz onu alacağını, ne isterseniz onu düşünmesi gerektiğini düşünürsünüz. Evet ne verirseniz onu alır çünkü elinizde tertemiz bir zihni şekillendirme imkanı var ve o zihin sizi izleyerek, sizi dinleyerek dolacaktır. Bu da size kendi düşüncelerinizi siz dünyadan göçtükten sonra yaşatabilme imkanı verir.

Sorun da bu. Sizin çocuğunuz olduğu için, bu “BİREY”leri kendinize göre şekillendirirsiniz. Mesleği ve dini inancı, dünya görüşü bellidir. Hatta ve hatta ne yazık ki bazen eşi bile bellidir. Nasıl davranacağını anlatmaya çocukluktan başlarsınız, neyi sevmesi ve ne ile ilgilenmesi gerektiğini de. Fakat ebeveyn olarak tek göreviniz, o çocuğun güvende, sağlıklı ve iyi bir şekilde büyümesidir. Belirli bir yaşa gelince beğendiği oyuncağa da kendisi karar verebilir, kıyafete de. Ardından okula başlar; sevdiği ders de, seveceği insan da tamamen kendisine bağlı kararlar tarafından belirlenir. Tek göreviniz, iyi ve kötüyü objektif olarak ayırt edebilmesini öğretmek ve zarar görmemesini, kimseye de zarar vermemesini sağlamaktır. Objektif ve mantıklı olmayı öğrenen çocuk, eğer sizin doğrularınız ona da mantıklı geliyorsa zaten sizinle aynı noktaya varacaktır. Önemli olan onu o noktaya sizin yerleştirmeniz değil, onun kendisi varmasıdır.

“Bunu alamayız, çünkü sen kızsın.” “Bir kıza yakışıyor mu bu laf?” “Erkek adamsın oğlum sen, bununla oynanır mı?” dediğiniz her an, etrafına ördüğünüz duvara bir tuğla daha eklemiş olursunuz. Çocuk bazı şeyleri sırf oğlan veya kız olduğu için yapamayacağını düşünür. Sonra ne olur biliyor musunuz? Yetişkin bir birey olduğunda o duvarlardan çıkamaz.

Kitap: Dear Professor Einstein

Dear Professor Einstein: Albert Einstein’s Letters to and from Children (Sevgili Profesör Einstein: Çocuklardan Albert Einstein’a mektuplar) kitabında yer alan bir mektuptan söz edeceğim. Einstein, kariyerinin ve şöhretin zirvesinde müthiş bir yoğunluk içerisinde Tiffany adında Afrikalı bir kıza mektup arkadaşlığı yapmaktaydı çünkü Tiffany, profesöre kendi torununu anımsatıyordu ve umut veriyordu. Tiffany, 19 Eylül 1946 tarihinde yazdığı mektubunda Einstein’a şunları iletmişti;

“Önceki mektubumda kız olduğumu söylemeyi unuttum. Yani ben bir kızım. Bundan her zaman pişmanlık ve üzüntü duydum, ama artık bu gerçeğe az çok alıştığımı söyleyebilirim. Neyse; elbiselerden, danslardan ve genellikle kızların çok sevdiği öteki saçma şeylerden nefret ediyorum. Daha çok atları seviyorum ve ata binmeyi tercih ediyorum. Çok önceleri, bilimle uğraşmayı istemeden önce, jokey olmayı ve yarışlarda at sürmeyi arzuluyordum. Fakat bu uzun zaman önceydi. Umarım kız olduğum için benim hakkımdaki olumlu hislerinizden daha azını hissetmezsiniz.”

Einstein Eylül ve Ekim 1946 tarihleri arasında -o günlerin standartlarına göre yanıt vermek için gayet kısa bir süre- mektubu şu şekilde yanıtladı;

“Senin bir kız olman umrumda değil ama önemli olan şey benim değil, senin bunu umursamaman. Çünkü bunun için hiçbir sebep yok.”

Bazı hayalleriniz için engel olduğunu düşündüğünüz şeyler, belki de sadece sizin kafanızda yarattığınız veya siz çocukken etrafınıza yerleştirilen engellerdir. Olmayan sınırları yaratmak kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biridir.

Bu engelleri aştığınızda kendi çocuklarınıza aynısını yaşatmamanız dileği ile.

Sevgiler.

Posted by Berfin Dağ

"Evren kadar atomdan oluşan ve evrende bir atom kadar olanım."

3 Yorum

  1. Kız veya erkek çocuğun küçüklüğünden beri olmayan sınırlar, engeller ( kız futbol oynamaz, erkek saçını uzatmaz …) psikolojik olarak hakim olursa ilerideki zamanda, erkek veya kız çocuğun hem karşı cinsiyetin hislerini anlayamayacağını hem de ona karşı empati kurma becerisinin bulunamayacağını düşünmekteyim. Bunun sonucunun pek de fevkalade olmayacağını da düşünmekteyim ki günümüzde bu neticeyi kolaylıkla görebiliriz maalesef. Yazınızı çok beğendim ve şüphesiz paylaşacağım. Umut ederim ki hedeflerinize ulaşırsınız.

    Cevapla

  2. Ne doğru tespitler. Bu konuyu senin gibi çok genç yaşta idrak etmiş biri olarak elimden geleni yapıyorum. Çok küçüktüm; sadece meslek, hobi seçerken değil, kızların neden onu bunu ya da şunu yaparsa ahlaksız ama aynı şeyi erkeklerin yaparsa hoş görüldüğü konusuna takıldığımı hatırlıyorum. Çok saçmaydı her şey, ki değişen bir şey olmadı hala çok saçma bu tarz yaklaşımlar. Bu yüzden çocuklarımı ‘erkek gibi’ değil insan gibi yetiştiriyorum:) Hatta onlara bir özgürlük daha bıraktım: din.

    Cevapla

    1. Ne güzel bir annesiniz. :’) İleride çocuğum olursa ben de aynı şekilde, sahibi gibi davranmamaya özen göstereceğim. Her şey ailede başlıyor çünkü; iyi ve kötü olan her şey.

      Cevapla

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir